Görmeden Gitmeyin

Görmeden Gitmeyin

Sardes ören yeri, Manisa ili, Salihli ilçesi, Sart Beldesi sınırları içinde yer almaktadır. İzmir-Ankara (D–300) karayolu üzerinde bulunan Sart Beldesi, Salihli’ye 8, İzmir’e 85 Km. Manisa’ya 66 Km.dir. İzmir ve Manisa’dan Salihli’ye her yarım saatte bir karşılıklı otobüs seferi yapılmaktadır.

Ayrıca, İstanbul, Ankara ve Antalya’dan sabah ve akşam saatlerinde, doğrudan, karşılıklı sefer yapan otobüslerle Salihli’ye ulaşma seçeneği de vardır.

Salihli’ye vardığınızda, santral garajdan Sart Beldesine her yarım saatte bir kalkan midibüslerle tarihi Sardes’e 10 dakikada ulaşabilirsiniz.

Tunç çağından bu yana üzerinde Lidya, Pers, Roma ve Bizans imparatorluklarına ait kültürlerin izlerine ve kalıntılarına ev sahipliği yapan tarihi alanın, doğal güzelliklere sahip yerlerin büyüklüğü nedeniyle özel aracınızla bu geziye çıkmanızı, Salihli ile Sardes’e bir gününüzü ayırmanızı öneririz.

Sardes’te ilk kazı çalışmaları 1854 yılında, İzmir’in Prusya Konsolosu Ludwig Spiegelthal tarafından başlatılmıştır.Konsolos, ilk olarak “Karun gibi zengin” sözünü dünyaya tanıtan Lidya’nın en ünlü ve son Kralı Croesos'un babası Alyattes’e ait tümülüs mezarı açmıştır.

 

Sonra, Howard Crosby Butler adlı Amerikalı bir arkeolog, bölgede çalışmak için Osman Hamdi Bey'den izin alır. 1910–14 yıllarında kazı yapar. 

Artemis tapınağını ortaya çıkarır. Ancak Birinci Dünya Savaşı patlak verince çalışmaları yarım kalır. 1922'de Sardes'e geri dönse de kazıyı tamamlamaya ömrü yetmez!

Kazı çalışmaları, 1958 yılından bu yana Harvard ve Cornell üniversiteleri ile Amerikan Doğu Bilimleri Araştırma Enstitüsü'nün ortak kalıtımları ile aralıksız devam etmektedir.

 

Sardes’in tarihi en az üç bin yıl önce başlar. Yapılan kazı çalışmalarından elde edilen bulgulara göre, Sardes’in, Tunç çağında Atys’ler tarafından kurulduğu sanılmaktadır (M.Ö.1300). Bronz çağında ise Troya ile ilişkileri olduğu Ünlü Hellen ozan Homeros’un İliada isimli manzum eserindeki mısralarda görülmektedir. O dönemde ülkenin adı Maionia, kentin adı ise Hyde olarak bilinmektedir.

Mısır hiyerogliflerinde Sardana diye geçen adı, hiç kuşkusuz, o yüzyıldaki batı ve güney Anadolu halkının kullandığı Luwi'lerin dilinden gelmekteydi.

Hellen yazımında “Sardeis” ya da “Sardis” diye belirtilen kentin adını Lidyalılar kendi dilleri olan Lidçe’ de “Sfardis” veya “Sfarda” olarak söylemekteydiler.

Prof. Dr. Bilge Umar Sfarda adını Swarda olarak kullanır ve şöyle açıklar; “..bu sözcük, kentin çok yakınından geçen, Ana Tanrıça ile bağlantılı kutsal ırmağı işaret ediyor; bunun Luwi’lerdeki adı Smarda yani S(wa)-Ma-(a)rda, “ Kutlu- Ma’nın- ırmağı” adının ortadaki Ma atılarak kullanılmış bir biçimidir. Anlamının yıl/Sene ile ilgisi yoktur” der.

Ege Adası Paros doğumlu ozan Archilochus (Arşilakus)’un M.Ö.7.yüzyılda yazdığı bir şiirlerinde şehrin adını ilk kez “Sardes” olarak kullandığını görmekteyiz.

M.Ö. 1200 yıllarında Miken soyundan, Heraklesoğulları hanedanlığının bu topraklara egemen olduklarını görmekteyiz.

Tarihin babası sayılan Herodot’a göre; bunlar, Troya’yı yıktıktan sonra yeni yerleşim yerleri aramak üzere, Batı Anadolu’yu dolaşan Hellen’lerdir

M.Ö.1000 yıllarında, bu bölgede, Luwi ve Hitit diline yakın Lidçe konuşan Lidyalılar oturuyorlardı.

Heraklid Hanedanlığını yıkan, Mermnad hanedanlığına mensup Lidya kralları, dünyada ilk parayı icat etmişler ve yüz elli yıllık bir süre ile ülkelerini düzenli ve zenginlik içinde yönetmişlerdir.

Mermnadlar döneminin en önemli kralı bütün dünyada “Karun kadar zengin” deyimi ile tanınan Croesos = Krezüs veya bizdeki tanınan adıyla Karun’dur.

Krezüs, M.Ö. 547 yılında Pers kralı Cyrus = Kuros = Keyhüsrev’e yenilince, kentin hazineleri ile birlikte Persepolis’e götürülmüştür ve orada ölmüştür (M.Ö.515).

Kral Gyges, uzun mesafeli ticaretin gelişmesi için, antik çağlarda kullanılan Asur koloni yollarını birleştirilerek, Sardes’ten Ninova’ya kadar uzanan “Altın Yol”u yapmıştı.

Persler, Altın yoluna düzenleme ve ekler yaparak Susa ve Persepolis şehirlerine kadar uzatmış ve adını “Kral Yolu” olarak değiştirmişlerdir.

M.Ö.334 yılında Büyük Alexander (İskender), Sardes’i ele geçirmiştir. Onun ardılları olan Selevkos Kralları, Sardes’i bir Hellen şehri durumuna getirmişlerdir. Görkemli Artemis tapınağı ve tiyatro bu dönemde yeniden yapılmıştır.

M.Ö.180 yıllarında, bu defa Sardes’te Bergama Krallarını görmekteyiz. Daha sonraları Romalılara geçen şehir (M.Ö.133) bu dönemde büyümüş ve gelişmiştir.

M.S. 17 yılında büyük bir depremle yıkıma uğrayan şehir, İmparator Tiberius Cladius (M.Ö.10 - 13 Ekim 54) tarafından yeniden imar edilmiştir.

Depremden sonra inşa edilen eserler arasında, görkemli Gymnasium - Hamam birleşik yapısı, Stadyum, Agora ve Bazilika ilk sırayı almaktadır.

 M.S.395 yılında Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasıyla kent Bizanslıların elinde kalmıştır. Bu dönemde kent Pactolus (Sart çayı) vadisi boyunca, Artemis tapınağı ve güneye doğru 2 Km. kadar uzayarak en geniş konumuna ulaşmıştır. Sardes kenti aynı zamanda bir Piskoposluk Merkezi konumuna da gelmiştir.

1300 yıllarında, Türk akıncılarının eline geçinceye kadar, Bizans’ın savunma merkezlerinden biri olarak kalmıştır.

1402 yılında kale, Timurlenk zamanında ve sonrasında kısa bir süre kullanılmıştır. Bu tarihten sonra Sardes bir kent olarak kaybolmuş, yerine Sart adlı bir köy doğmuştur.

 

 

Aktif Ziraretçi  20  Bugüm  63  Toplam  110920
Tasarım ve Programlama